Gayrimenkul dünyasının deneyimli isimleri İsa Kalender ve Emre Erol, sektörün nabzını tutan önemli konuları masaya yatırdı. Global markaların mı yoksa yerel uzmanların mı daha avantajlı olduğu, piyasayı şekillendiren faktörler, rayiç bedel sorunu ve gayrimenkulün bir yatırım aracı olarak geleceği gibi kritik başlıklar, konuyu hiç bilmeyenlerin bile anlayacağı bir dille ele alındı.
Global Marka mı, Bölgesel Uzman mı? Müşteri Neyi Seçer?
En çok merak edilen sorulardan biri, müşterinin bir gayrimenkul danışmanı seçerken uluslararası bir markayı mı yoksa bölgesel olarak tanınan bir uzmanı mı tercih ettiğidir. Emre Erol, bu konuya net bir cevap veriyor: “Müşteri bir markayı seçmiyor, bence müşteri kişiyi seçiyor.“
Yapılan araştırmalara göre, müşterilerin sadece %4’ü için danışmanın çalıştığı marka birinci önceliktir. Müşterilerin %90’ından fazlası ise bir danışmanda şu dört temel özelliği arıyor:
- Dürüstlük: Güven veren bir karakter.
- İtibar: Sektörde bıraktığı izlenim ve bilinirlik.
- Referanslar: Daha önceki müşterilerinin veya çevresinin olumlu geri bildirimleri.
- Bilgi: Sektöre ve bölgeye hakimiyet.
Erol’a göre, büyük markaların asıl görevi, müşteriye değil, bünyesindeki danışmana odaklanmaktır. Bir marka, danışmanını ne kadar geliştirir, onu daha bilgili, yetenekli ve donanımlı hale getirirse, o danışman da müşteriler tarafından o kadar çok tercih edilir. Dolayısıyla markanın başarısı, danışmanına yaptığı yatırımdan geçer.
Gayrimenkul Piyasasını Neler Şekillendiriyor?
Piyasadaki hareketliliği belirleyen temel faktörler de programda tartışıldı. Özellikle pandemi sonrası yaşanan rekor satışların tekrar mümkün olup olmadığı sorusuna karşılık, üç temel koşulun sağlanması gerektiği belirtildi:
- Güçlü ve İstikrarlı Ekonomi: Öngörülebilir bir ekonomik ortam, güveni artırır.
- Makul Finansman Koşulları: Düşük faizli krediler gibi alımı teşvik eden finansal destekler, talebi doğrudan tetikler.
- İhtiyaca Yönelik Nitelikli Üretim: Arzın, yani yapılan konutların, tüketicinin gerçek ihtiyaçlarına ve talebine uygun olması gerekir.
Türkiye’de zaman zaman yaşanan ihtiyaçtan fazla konut stoku (arz fazlası), fiyatların düşmesine ve konutun yatırım aracı olarak cazibesini yitirmesine neden olabiliyor. Bu nedenle, inşaat hamlelerinin iyi analiz edilerek ve planlanarak yapılması kritik önem taşıyor.
Kanayan Yara: Rayiç Bedel Sorunu
Programda ele alınan bir diğer önemli sorun ise gayrimenkulün birden çok değere sahip olmasıydı. Belediyedeki rayiç değer, eksperin belirlediği değer ve gerçek satış fiyatı arasındaki uçurum, sektörde büyük bir tutarsızlık yaratıyor. Bu durumun mutlaka düzeltilmesi gerektiği vurgulandı. Çözüm olarak ise, bir defaya mahsus makul bir tapu harcı oranıyla gerçek değerlerin beyan edilmesine olanak tanıyan bir “rayiç bedel barışı” yapılması fikri ortaya atıldı.
Konut, Güvenilir Bir Yatırım Limanı mı?
Konutun artık iyi bir yatırım aracı olup olmadığı sorusuna Emre Erol, “Konut, spekülatif, yani kısa vadede al-sat yaparak yüksek kar getiren bir yatırım aracı değildir,” yanıtını verdi. Ona göre gayrimenkul, daha çok şu özelliklere sahip, uzun soluklu bir yatırımdır:
- Güvenilir: Tıpkı borsadaki sağlam bir holdingin hissesi gibidir.
- Sabır Gerektiren: Değerinin artması için zaman gerekir.
- Enflasyona Karşı Koruyan: Uzun vadede enflasyonun üzerinde bir getiri sağlar.
- Nakit Akışı Sağlayan: Kiraya verildiğinde düzenli bir gelir kapısı olur.
Dolayısıyla gayrimenkul, kısa vadeli heyecanlar yerine, uzun vadeli ve güvenli bir birikim yapmak isteyenler için hala en mantıklı seçeneklerden biri olarak öne çıkıyor.
